“Yönetsel Bakış Açım; Sektörel Empati”
Seykoç Şirketler Grubu Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Cem TAŞ’a merak ettiklerimiz sorduk, cevaplarımızı kendisinden samimiyetle dinledik.

Röportajımıza başlamadan önce sizi tanımak isteriz. Bize kendinizden bahseder misiniz?
Ben Cem TAŞ. Aslen Şanlıurfalıyım. 13 yıllık mutlu bir evliliğim var. 11 yaşında Zeyno isminde bir kız çocuk babasıyım. Metalurji ve Malzeme Mühendisi’yim. Yaklaşık 15 yıldır Seykoç Şirketler Grubu bünyesinde farklı birimlerde görev almaktayım. Şu anda çalışmalarıma, Planlama ve İş Geliştirme Direktörü olarak devam ediyorum.
Firmanızın ürünleri ve faaliyet alanları hakkında bilgi verir misiniz?
Seykoç Şirketler Grubu olarak, alaşımlı alüminyum sektörünün en güçlü ve güvenilir paydaşıyız. Havacılık ve Otomotiv Sanayi başta olmak üzere; makina-kalıp, medikal ve marine (denizcilik) gibi yüksek katma değer ve hassasiyet gerektiren sektörlere özel, alaşımlı ürünler tedarik ediyoruz.
Otomotivden medikale, havacılıktan marine sektörüne kadar birbirine hiç benzemeyen bu kadar farklı endüstrinin beklentilerini aynı anda yönetmek nasıl bir yönetsel bakış açısı gerektiriyor?
Birbirinden bu kadar farklı standartlara ve dinamiklere sahip endüstrileri aynı anda yönetmek, her şeyden önce çok yönlü bir “çeviklik” (agility) ve güçlü bir planlama altyapısı gerektiriyor. Otomotivin yüksek hacimli ve hız odaklı yapısıyla, havacılığın veya medikal sektörünün sıfır hata toleranslı, katı sertifikasyon süreçleri tamamen farklı stratejilerle ele alınmalı.
Bir Planlama ve İş Geliştirme Direktörü olarak benim buradaki temel yaklaşımım, “sektörel empati” kurmak diyebilirim. Makina-kalıptan marine endüstrisine kadar her alanın kendi dilini konuşabilmek zorundayız. Yönetimsel olarak sırrımız; teknik gereksinimleri; yani spesifik bir alaşımın işlenebilirliği veya dayanımı gibi konuları; o sektörün ticari hedefleriyle doğru eşleştirebilmekten geçiyor. Tedarik zincirini makro ölçekte küresel dinamikleri okuyarak yönetirken; mikro ölçekte her bir müşterinin ve sektörün kendine has toleranslarına uyum sağlayacak esnek iş modelleri geliştirmek bu işin kilit noktasıdır.
Çözüm ortaklarınızı seçerken hangi kriterleri dikkate alıyorsunuz?
Bizim hizmet verdiğimiz alanlar, sıfır hata toleransıyla çalışan sektörlerdir. Bu nedenle çözüm ortaklarımızda aradığımız birincil kriterler; teknik mühendislik yetkinliği, sürdürülebilir kalite standartları, küresel tedarik zincirindeki esneklikleri ve elbette ticari güvenilirliktir.
Firmanızın büyüme alanlarını belirlerken stratejik parametreleriniz nelerdir?
Seykoç Üst Yönetimi olarak; küresel alüminyum pazarındaki makroekonomik ve jeopolitik dinamikleri okuyarak stratejilerimizi kuruyoruz. Özellikle katma değeri yüksek alaşımlara olan talebin arttığı havacılık, marine ve medikal gibi niş alanlarda derinleşmek ana parametrelerimizden biri. Tedarik zincirindeki riskleri dağıtmak ve müşteri portföyümüzü sektörel bazda çeşitlendirmek ise büyüme adımlarımızı belirlerken bize rehberlik ediyor.
Sektördeki değişimleri nasıl takip ediyorsunuz? Yeni trendleri şirketinize nasıl entegre ediyorsunuz?
Seykoç Satış ve Pazarlama biriminde 40’a yakın mühendis arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımızla sık sık interaktif toplantılar düzenliyoruz. Teknik altyapısı olan bir ekiple çalışmak, piyasa dinamiklerini teknik bir analitikle okumamızı sağlıyor. Küresel hammadde arz-talep dengelerini, LME (Londra Metal Borsası) verilerini ve endüstriyel raporları düzenli olarak inceliyoruz. Yeni bir alaşım trendi veya tedarik modelini tespit ettiğimizde, kurumumuzun çevik yapısı sayesinde bunu operasyonel iş akışlarımıza ve müşteri sunumlarımıza hızla entegre edebiliyoruz.
Sektörün geleceğini değiştireceğini düşündüğünüz bir trend var mıdır?
Kesinlikle yeşil alüminyum (düşük karbonlu alüminyum) ve sürdürülebilirlik rüzgârı diyebilirim. Karbon ayak izini sıfırlama hedefleri, tüm ana sanayilerde hammadde tedarik tercihlerini baştan aşağı değiştiriyor. Döngüsel ekonomi prensipleri ve geri dönüştürülebilirlik, sektörün geleceğini şekillendiren en güçlü trend olarak masamızda duruyor.
Sizce başarılı bir marka olmanın olmazsa olmazları nelerdir?
Müşteri beklentilerini doğru analiz etmek, verilen sözlerin arkasında durarak kalitede süreklilik sağlamak ve uzun vadeli güven inşa etmektir. 15 yıla yakın süregelen Seykoç tecrübemde gördüğüm en net gerçek; güçlü bir kurumsal hafızaya sahip olmanın ve sektördeki itibarı korumanın, başarıyı kalıcı kılan yegâne unsur olduğudur.

Firmanızın pazardaki konumunu güçlendiren en önemli özellikleriniz nelerdir?
Derin mühendislik altyapımız ve sektördeki köklü tecrübemiz en büyük gücümüz. Bunun yanı sıra; makina-kalıptan medikale, havacılıktan otomotive kadar birbirinden çok farklı kalite standartları ve dinamikleri olan sektörlerin dilinden anlayıp, onlara özel, terzi işi çözümler sunabilme esnekliğimiz pazardaki konumumuzu rakipsiz kılıyor.
Seykoç olarak kendimizi bir malzeme tedarikçisi olarak adlandırmıyoruz zaten. “Biz mühendislik hizmeti sağlıyoruz, malzeme ise bu hizmetlerin yanında tamamlayıcı ürün” diye düşünüyoruz.
2026 yılı için öngörüleriniz nelerdir?
2026 yılı, jeopolitik gelişmelerin küresel tedarik zinciri üzerinde yaratacağı etkilerin daha net yönetileceği bir yıl olacak. Kritik endüstrilerin nitelikli alüminyum talebinde bir daralma beklemiyoruz; aksine tedarik güçlüğü ve fiyat artışları bekliyoruz. Bu durum da tedarik güvenliği ve maliyet optimizasyonunu çok daha fazla ön plana çıkaracak diye düşünüyoruz.
Hedef, plan ve beklentileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Seykoç ailesi olarak hedefimiz, mevcut pazarlarımızdaki hacmimizi korurken, katma değerli alanlardaki penetrasyonumuzu artırmaktır. Departmanım özelindeki planım ise; iş geliştirme operasyonlarımızı proaktif bir yaklaşımla dizayn ederek, küresel rekabet ortamında şirketimizin manevra kabiliyetini her zaman en üst seviyede tutmaktır.
15 yıla yakın süredir sektörün içinde olan bir Metalurji ve Malzeme Mühendisi olarak, sektöre yeni adım atan genç meslektaşlarınıza neler tavsiye edersiniz?
Genç meslektaşlarıma verebileceğim en temel tavsiye, mühendisliğin sadece üretim bandından veya laboratuvardan ibaret olmadığını erken aşamada kavramalarıdır. Bizim mesleğimiz, sanayinin tam kalbinde yer alıyor. Teknik bilgiyi ancak vizyon, doğru planlama ve iş geliştirme stratejileriyle harmanladığınızda gerçekten fark yaratıyorsunuz.
Seykoç Şirketler Grubu’nda geçirdiğim süreç bana şunu çok net gösterdi: Sadece bir malzemenin –örneğin alüminyumun– yapısal özelliklerini bilmek yeterli değil. O malzemenin küresel tedarik zincirindeki rotasını, pazar dinamiklerini ve ekonomik etkilerini de okuyabilmek gerekiyor. Genç arkadaşlarıma sahada ellerini kirletmekten çekinmemelerini, teknik temellerini çok sağlam atmalarını ama bununla yetinmeyip işin stratejik ve ticari boyutunu da mutlaka öğrenmelerini tavsiye ederim.
Sürekli öğrenme ve farklı disiplinlerle entegre çalışabilme esnekliği, bu uzun soluklu yolculuktaki en büyük sermayeleri olacaktır.
Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mıdır?
Bu keyifli sohbet için Win&ARTProje ve ALU&Art Dergileri’ne ben teşekkür ederim. Alüminyum, geleceğin teknolojilerini şekillendiren stratejik bir malzeme. Bizler de bu malzemeye mühendislik ve vizyon katarak, sanayimizin gücüne güç katmaya devam edeceğiz.

