“Antartika Hariç, Dünyanın Her Yerindeyiz”

Adopen Yönetim Kurulu Üyesi ve Adopen’in 001 sicil numaralı ilk çalışanı Serpil ONAN’a sorularımızı yönelttik. 25 yıllık başarılı bir kariyer yolculuğu ve bir markanın doğuşunu kendisinden dinledik. Keyifli okumalar dileriz.

 

 

ado 97 1

Serpil Hanım, öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

Merhabalar. Ben Serpil ONAN. Antalya Korkuteli doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, birçok genç gibi kariyerimin ilk adımlarını atmak üzere Antalya’ya döndüm. 8 Eylül 2000 Cuma günü, o dönemde Çağlar Plastik’in Genel Müdürü olan Sayın Mustafa SAK ile iş görüşmesi yapmak üzereyken, şirketin Muhasebe Müdürü odaya girerek Adopen Plastik Sanayi A.Ş.’nin resmi olarak kurulduğu haberini verdi. O an Sayın Mustafa SAK’ın heyecanı ve sevincini dün gibi hatırlıyorum. Görüşmenin hemen ardından Mustafa Bey bana dönerek, “Serpil Hanım da burada ilk personelimiz olsun,” dedi. Böylece, Adopen’in 001 sicil numaralı ilk çalışanı olarak iş hayatına başladım ve kendisinin asistanı olarak bu yolculukta ilk adımımı attım. Ve o günden bugüne, tam 25 yıldır bu ailenin bir üyesiyim. Kuruluşundan itibaren bu büyük ailenin her zaman bir parçası oldum ve bu çatı altında yaşanmış birçok sürece ve dönüşüme birebir tanıklık ettim. Hâlâ da devam ediyorum.

Marka ile birlikte yükselen kariyer hikâyenizi bizlerle paylaşır mısınız?

İşe başlamamdan üç ay sonra 2000 yılı Aralık ayında, sektörün öncülerinden Plaspen, tesisleri ve markasıyla birlikte bünyemize katıldı. Bu gelişmeyle birlikte Adopen’in faaliyetlerinin İstanbul’a taşıması kararlaştırıldı. O dönem 35 kişilik bir ekiple birlikte ailelerimizle İstanbul’a taşındık. Büyük bir özveri ve inançla çalışarak kısa sürede İstanbul, İzmir, Ankara, Adana ve Antalya’da satış ve hizmet ağlarımızı kurduk. Bu sayede Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmayı başardık. Eş zamanlı olarak Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki büyük fabrikamızın temeli atıldı. Yaklaşık 2,5 yıl sonra, Antalya’daki fabrikamızın tamamlanmasıyla birlikte ekip arkadaşlarımız Antalya’ya geri döndü. Aynı yıl, Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 500.000 m² açık, 220.000 m² kapalı alana sahip yeni tesislere taşındık. Ben ise İstanbul’da kalarak ihracat satış ekibini kurdum ve İhracat Müdürü olarak 10 yıl boyunca bu alanda görev aldım.

2013 yılında İhracattan Sorumlu Satış Grup Başkan Yardımcılığı görevine getirildim ve bu vesileyle tüm ihracat ekibiyle birlikte Antalya’daki merkezimize geri döndüm. 2016 yılı itibarıyla iç piyasa ve ihracat dahil tüm ürün gruplarının satışından sorumlu Satış Grup Başkanı olarak görev almaya başladım. Bugün de Ado Grup’un satış tandanslı yurtdışı yatırımları ve yeni pazarlarla ilgili satış stratejilerine odaklandığım Yönetim Kurulu Üyeliği’ne devam ediyorum.

25 yıllık tanıklığınızla, bugün Adopen’i nasıl gördüğünüzü merak ediyoruz.

Bugün Ado Grup olarak geldiğimiz noktaya baktığımda, geride bıraktığımız 25 yıla sığdırdıklarımız gerçekten inanılmaz. Adopen, sektördeki gelişmeleri yakından takip ederek, her geçen yıl bünyesine yeni şirketler ve ürün grupları ekleyerek büyümeye devam etti. Ve her zaman gururla söylediğim gibi; “Antarktika hariç, dünyanın her yerindeyiz!”

Bizler, yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyada hizmet veren, entegre üretim gücüne sahip global bir yapıyız. Bu başarı, yalnızca ürün değil; vizyon, ekip ruhu, sürdürülebilirlik anlayışı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir çalışma kültürünün eseri. Dededen toruna uzanan bu yolculuk. Sadece bir üretim hikâyesi değil, bir ülke markasının doğuşu. Antalya’dan güneşin ışıkları gibi yayılan bir markanın hikâyesi bu.

Bugün geldiğimiz noktada, bir dünya markası olma vizyonumuzu başarıyla sürdürüyor; seneye 70. yılımızı kutlayacağımız köklü geçmişimizle geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz.

Başarının sizce olmazsa olmazları nelerdir?

Marka yaratmak; sabır, bilgi, vizyon ve ciddi bir emek gerektirir. Bu noktada, Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Mustafa SAK’tan söz etmeden geçemem. Aileden gelen sanayicilik geleneği, aldığı eğitim ve vizyoner yaklaşımı, girişimci ruhu bu markanın temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri. Sayın SAK’tan hepimiz çok şey öğrendik ve öğrenmeye de devam ediyoruz.

Bilmenizi isterim ki bu başarı hikâyesi, özveriyle çalışan insanların, bir vizyona inanan ekiplerin ve vazgeçmeyen bir liderliğin eseridir. Hep birlikte daha büyük hedeflere yürümeye, ülkemize ve dünyaya değer katmaya devam edeceğiz.

Başarımızın temelinde, ekip ruhu ve aidiyet duygusu yatıyor. Tüm çalışanlarımız ve bayilerimizle bir aile olmanın gücüne inanıyoruz. Başarılarımızı hep birlikte sahipleniyoruz; aynı hedefe odaklanarak, birlikte yol alıyoruz. Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Mustafa SAK’ın vizyonu doğrultusunda, dünyanın önde gelen yapı malzemeleri üreticilerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Çalışanlarımız da bu vizyonun bir parçası olarak emeklerinin kariyer gelişimlerine katkı sağladığını ve başarı basamaklarının kapısını araladığını bilerek çalışıyor.

ado 97 1b

Büyüme stratejileriniz nelerdir?

Ado Grup olarak, sürdürülebilir büyümemizin arkasında güçlü bir Ar-Ge vizyonu, yüksek teknolojiye dayalı entegre üretim altyapımız ve globalleşme stratejimiz yer alıyor. Tüm ürünlerimiz, uluslararası kalite standartlarına uygun olarak, son teknoloji ile donatılmış tesislerimizde üretilmekte.

2003 yılı itibarıyla Ortadoğu ve Avrupa’nın en büyük sanayi tesislerinden biri olan Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni üretim kampüsümüze taşındık. Bugün 630.000 m² açık alana sahip bu tesiste, 7 gün 24 saat esasına dayalı olarak vardiyalı üretim gerçekleştiriyoruz.

Kaliteye odaklanan üretim anlayışımızı, sürdürülebilirlik ilkeleriyle pekiştiriyoruz. Geri dönüşüm birimimiz bu anlamda çok kritik bir rol üstleniyor. Pandemi döneminde, entegre üretim altyapımız sayesinde tedarik zinciri aksaklıklarından etkilenmeden hizmet sunmaya devam ettik. Bugün dünyada yaklaşık 5.000 noktada bayimiz bulunuyor. Müşteri taleplerine hızlı yanıt veriyor, geri bildirimleri titizlikle değerlendirerek çözüm üretiyoruz. Bayilerimizle birlikte büyümeye devam ediyoruz.

Bunların yanında, 2010 yılında yatırım yaptığımız Libya’da, 2011’deki siyasi kriz nedeniyle tesisi kapatmak zorunda kaldık. Ancak bugün, güçlü bir distribütörle yeniden bu pazarda varlık gösteriyoruz. Bu süreç bize çok şey öğretti ve her krizden deneyim çıkararak yolumuza daha sağlam adımlarla devam ettik.

Başlangıçtan bugüne istikrarlı bir kariyer için gençlere tavsiyeleriniz neler olur?

Bugün gençlere verebileceğimiz en temel tavsiye şu olur: Dalgıçlar denize daldıklarında sağ bacaklarında bir bıçak taşımak zorundalar ama çok ağır ve denize daldıkça daha da ağırlaşıyor. Bu nedenle çok da taşımak istemezler. Ama ihtiyaç duyduklarında yanlarında ise hayatları kurtulur. Denizin dibinde iken ihtiyaç duyduklarında yanlarında değil ise bir daha hiç ihtiyaç duyamazlar. İşte gençlere tavsiyem; işlerinizde, işyerlerinizde o sağ bacaktaki bıçak gibi olun.

Ailemin bana verdiği tavsiyeyi de paylaşmak isterim. Çalışmaktan yorulmayın. Pes etmeyin. Yaptığınız işi severek yapın. Çünkü bu dünyada hiçbir emek karşılıksız kalmaz. Emeksiz de yemek olmaz.

Değerli vaktiniz ve bu keyifli sohbet için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Bu değerli sohbet için Win&ARTProje ve ALU&Art Dergileri’ne teşekkür ediyorum.