“Kendi Bindiğimiz Dalı Kesmeyelim”

Alfa Metal Yönetim Kurulu Başkanı Ali BAKANER ile bir röportaj gerçekleştirdik. Sektörümüzle ilgili öngörülerimizi samimiyetle sorduk, cevapları kendisinden dinledik.

 

 

 

alfa metal a94

Alüminyum sektörünü şu an nasıl görüyorsunuz? Konkordato alan firmalarımız var. Bunun için müracaat eden firmalarımız da var. Sizce bu konu sektörümüzü nasıl etkiliyor?

Alüminyum sektörü pandemiden sonra üretim patlaması yaşadı. “Alüminyumcular iyi para kazanıyor” düşüncesi yayıldı piyasaya. Dolayısıyla hem sektör içinden hem de dışından sektöre ihtiyacın dışında 3 kat arz oldu. Öyle ki; inşaat, mermer, tekstil sektörleri, başka başka sektörler, fizibilite yapmadan sektöre girme ihtiyacı hissetti. Dolayısıyla hem döküm hem ekstrüzyon sektöründe 3 kattan daha fazla arz karşılığı oluştu. Bu hem fiyatların daha aşağı gelmesine hem de haksız rekabete neden oldu. Haliyle ve maalesef sektörümüzde bugün konkordato olan firmalar çoğaldı; çoğalıyor. Finans sektörü de bugün bu noktada alüminyum sektörüne daha soğuk bakıyor. Dolayısıyla şunu yapmamız lazım; kimseye özenmemek, kendin olmak, kendi gücünü, kapasitenin gücünü göz önünde bulundurarak adım atmak, kendini başkalarıyla karşılaştırmamak, hırslanmamak, yeri gelince frene basmayı bilmek.

Sektör şu an ortalama %50’nin altında kapasiteyle çalışıyor. Bizi bekleyen ciddi sıkıntılardan bir tanesi; yurt dışına profil olarak sattıklarımızda, katma değerimizle veya kalitemizle değil, fiyat kırarak ilerliyoruz. Bu durum, AB ülkelerinin bize anti-damping uygulamasına sebep olabilir. Bizi bekleyen önemli tehlikelerden bir tanesi bu. ABD başlattı ve vergi koydu. Alüminyum sektörü olarak biz üretimimizi %58 olarak AB’ye satıyoruz. ABD’ye %10-12 civarında ihracatımız olmasına rağmen, AB’ye 5-6 kat daha fazla ihracatımız var. Kendi bindiğimiz dalı kesmeyelim diyorum. 262 milyar dolarlık ihracatımızın yaklaşık %10 milyar dolarını Avrupa ülkelerine satıyoruz. Yani Avrupa ülkeleri bizim için kaybetmememiz gereken önemli bir pazar. Katma değerimizi, kalitemizi artırarak ve hizmet anlayışımızı daha iyi seviyelere ulaştırarak ihracatımızı artırabiliriz.

Diğer yandan, bizi bekleyen önemli tehlikelerden bir tanesi de İklim Kanunu Anlaşması. Bu da 2026’da karşımıza çıkacak. Onun için de alt yapımızı hazırlamamız lazım. Hükümet yetkililerden de ricamız, zaman kazanmamız için bu kanunun uygulanmasının biraz ötelemesi. İklim Mutabakatı sürecinde ihracat sıkıntısı çekmeyelim. Zamana yayarak altyapı hazırlığı gerçekleştirmek lazım.

Eskiden hurdadan mal üretmek, ayıplı mal üretmekle eşdeğerdi. Ama şimdi tam tersi oldu. Şimdi Yeşil Mutabakat dolayısıyla müşteriler bize soruyor ve bunu bekliyor. Zaten alüminyumunun %80-85’i, hatta 90’a yakını dışarıya bağımlı. Hem alüminyum hem bakır sektörü olarak ithalata bağlıyız. Ülkemizdeki hurda da yetersiz ve yurt dışından hurda ithal etmek zorundayız. Fakat gümrüklerde sıkıntılar olması bunu da zorlaştırıyor. Gelişmiş batı ülkeleri şu anda hurdaya yüksek fiyat vererek kendi ülkelerine çekmek istiyor. Bu hurda ithalatındaki zorlaştırmaların bizim için kolaylaştırılması gerekiyor. Batı ülkeleri kolaylaştırıyor. Bizim de yapmamız lazım.

Sektörümüz açısından 2025 ve 2026’yı nasıl görüyorsunuz?

Dünyadaki olumsuzlukların yanında avantajlar da var elbette. Mesela ABD’nin Çin’e uyguladığı yüksek vergiler, ülkemizin alternatif üretim merkezi olmasını sağlayabilir. Biz aşağı yukarı 75-80 ülkeye ortalama 4 saat mesafede bir lojistik merkez durumundayız. Dolayısıyla bu konumumuzu avantaja çevirebiliriz. Ortadoğu’ya, Avrupa ülkelerine, Balkanlar’a, ABD’ye ihracatımızı artırabiliriz. Bu avantajlarımızı kullanabilecek kapasitemiz de var yatırımlarımız da.

Bölgede biten savaşlar hakkında sektörümüz açısından değerlendirmeleriniz nelerdir?

Ben Suriye’den çok ümitliyim. Suriye’nin imarına katkı sunacak ülkeler arasında birinci sırada bizim ülkemiz gelir. Suriye’yi, Irak’ı, Ürdün’ü, Lübnan’ı imar edecek, ayağa kaldıracak olan güç biziz. Oralarda önümüzdeki günlerde ciddi potansiyel güçler, potansiyel işler var. Biz bu potansiyel işlerin altından kalkarız ve bütün sektörlerimiz orada canlı bir noktaya gelebilir.

Alfa Metal olarak hem sektöre hem de bizlere söylemek istediğiniz başka bir şey var mıdır? Duymak isteriz.

İhracatımız devam ediyor. Bizler sektörün tecrübeli büyüğü olarak, tüm sektör paydaşlarımıza da arkadaşlarımıza da söylüyoruz; fiyat kırarak bir yere varmak mümkün değil. Bu, sürdürülebilir de değil. Her şeyin bir maliyeti var. Haksız kazanca gidilmemeli; birbirimizin müşterilerine fiyat kırılarak gidilmemeli. Bu yarın bizim rakiplerimizin bize anti-damping çalışması yapmasına sebep olabilir. Kalitemizle, katma değerimizle, hizmet anlayışımızla müşterilerimize gitmeliyiz.

Dilerim ülkemiz için güzel şeyler yaparız. Bizim hem ülkemiz hem de sektörümüz güzel şeyleri hak ediyor. Bu değerli sohbet için Win&ARTProje ve ALU&Art Dergileri’ne de ayrıca teşekkür ederim.